
Gene beş gün olmuş bloga yazı yazmayalı.Başımı kaldıramıyorum işlerden arta kalan zamanlarda da kendime vakit ayırıyorum.Haliyle biraz boşluyorum çok sevdiğim,bir gün bile yazmadım mı içimi cız ettiren blogumu.
Benimle paralel olarakta sıkıcı başlayan Dünya Kupası bir çok olaya sahne oluyor.Mesela İtalya'nın başına gelenler.Bu futbolla anca Sardunya'ya giderlerdi zaten.Peki ya güzelim Simone Pepe'ye ne demeli?
Turnuvanın en beğenilen,belki de benim için en iyi topçusu olan Pepe kaçırdığı golle neredeyse İtalyanların en nefret ettiği isim haline geldi.Bu sizin bir ay bir otelde kalıp,krallar gibi ağırlanıp en son gün gidecekken yediğiniz tatlıda kıl çıkması gibi birşey.Oteli sorduklarında "gitme abi yemeklerinde,tatlılarında kıl var ya" dersiniz.Yazık oldu Pepe'ye.
H grubunda ise turnuvanın bir diğer güzel futboluyla dikkat çeken Şili ve kör topal çıkan İspanya oldu.Grup maçı dediğin böyle olur peşkeş çekmessin işte birbirine.Zaten Şili'de neden İspanya gibi bir takımı bir üst grupta istesin ki? Sara Carbonero'da kupadan sonra eğer ilişkileri devam ederse Madrid sokaklarında Casillas ile nasıl yürüyecekler bilemiyorum.Yahu adamda konsantre falan bırakmıyosun.
Bu ve bunun gibi gelişmelerle Dünya Kupası tam gaz favorilerin çoğunun bir üst tur için vize aldığı bir ortamda devam ediyor.Önümüzdeki haftalarda çok daha çekişmeli maçlar izleyeceğiz.